Anıl Saraç
Yazılarım

Makalelerim

HOŞGÖRÜLÜ OLMAK

 


Tolerans; Hoşgörüdür... Çocuk yapacaktır, ben de çocukken yaptım, kıyamet kopmadı ya diyebilmektir. Ufak tefek olayları gözde büyütmemektir. Bir bardak kırılmış, çocuk su dökmüş, elbisesini kirletmiş, istenmediği halde evde biraz karışıklığa yol açmış vs. hemen büyük olaylar yaratılmamalıdır. Adı üzerinde o çocuktur.


Çocuk demek küçük, yetişmekte olan erginlik ve olgunluğa kavuşmamış demektir. Nitekim bir yetişkine \"çocuk musun\" denilse hakaret sayılabilir. Sebep budur. Öyle ise çocuğun henüz çocuk olduğu her zaman bilinmelidir ve tolerans kaidesi yeterince değerlendirilmelidir.


Tabii suç olan yerde ceza da vardır olmalıdır. Ama küçük kusurlar küçük ihmaller hoşgörü sınırında kalabilmelidir. Zaten büyükler için de öyledir. Büyüklerin her ufak tefek hatası da yüzlerine vurulup durulsa herhalde hayat yaşanmaz olurdu.


Çocuk bir reçel kavanozunu devirdi diye, onu dövmek, onu ağlatmak, cezalandırmak ne derece doğru olabilir. Bunda çocuğun kastının olmadığı hemen hemen herkesçe bilinir. Çocuk bile bile ne diye reçel kavanozunu devirsin. Çocukluğundan kaynaklanan bir olay burada söz konusudur. İşte böyle olaylar için hoşgörü prensibi vardır ve bu ihmal edilmemelidir.

Tabii Tolerans dendi diye artık olur olmaz her şeyi ebediyyen hoş görmek de gerekmez. Burada ne denilmek istendiği zannediyorum iyi bir şekilde anlaşılmış durumdadır. Çocuğun belli ki çocuk olmasından kaynaklandığı belli olan davranışlarına karşı büyüklerin bu kaideyi düşünerek olayı akıl süzgecinden geçirerek değerlendirmeleri yeterlidir.


Hoşgörüyle Eğitmek İçin Neler Yapılmalı?


1) Hoşgörü havasının hâkim olduğu ailelerde büyüyen çocuklar arkadaşlarıyla, çevresiyle daha uyumlu, daha rahat ve daha girişkendir. Düşüncelerini rahat ve serbestçe söyleyebilme yeteneğini elde etmiştir.


2) Çocuk sevilmeli ve sevildiği kendisine hissettirilmelidir. Sevme ve sevilme, çocuğun en önemli ihtiyacıdır. Anne babasının ve çevresindeki insanların ona sevgiyle yaklaşması, sağlıklı gelişimi için şarttır. Sevgi çocuğun kendine güvenini sağlar.


3) Çocuk, sevildiğini bildiği bir ortamda güvenli hareket eder. Davranışları , konuşması, kendinden emin hareketleri, başarılı oluşu, kurduğu arkadaşlıklar bunun en büyük kanıtıdır. Çocuk sevmeyi ancak başkaları tarafından sevilerek öğrenir. Bu sayede insanlara karşı sevecen ve sempatik tavırlar sergiler. En önemlisi insanları sever. Bu da çocuğun insanlarla olan ilişkisini daha güçlendirir.


4) Sevgi, her türlü engeli aşabilecek güce sahiptir. Sevilmediğini zanneden çocuk, uyumsuz olur ve yalnızlık duygusuna kapılır. Yalnızlığın olumsuz etkisiyle normalde kazanamadığı ilgiyi farklı bir yöntemle açığa vurup, dikkatleri üzerine çekme gayretine girişir. Tabiî bu durum, hem çocuk ve hem aile için iç açıcı değildir.


5) Çocuklarınıza sevgiyle yaklaşıp problemlerini dinlemezseniz, onlar da sizin bulduğunuz çözümleri dinlemeyeceklerdir.


6) Çocuklar zaman zaman sizleri kızdıracaklardır, canınızı acıtacaklardır, kırılacak eşyalarınıza zarar vereceklerdir. Bu durumda kendinizi kaybedip, çocukları rastgele \"haşlayıp\" tokatlamayın. Unutmayın ki, onlar birer çocuktur.


7) Çocuklarınıza verdiğiniz sözü yerine getirin. Onları kandırıp atlatmayın. Verilen sözün yerine geldiğini gören çocuk, doğru sözlü bir davranış elde etmiş olur.


8) Anne ve babaların olumlu, uyumlu ve anlayışlı ilişkileri, karşılıklı hoşgörüleri ve birbirlerine olan saygı ve sevgileri, çocuğun karakter gelişimine olumlu katkılarda bulunur. Kapalı ve huzursuz ailenin çocuğu, olumsuz davranışlar içine girer.


9) Kardeşler arasındaki dengeyi iyi koruyun. Çocuklarınızı birbirlerine karşı düşman etmeyin. Onlar birbirlerine karşı hakarette bulunduklarında onlara ses çıkarmamazlık etmeyin. Onların birbirlerine yaptıkları küfürleri duymamazlıktan gelmeyin. Veya suçun kimde olduğunu iyice araştırmadan hepsini birden dayaktan kırıp geçirmeyin.


10) Çocuklarınıza hiçbir zaman kötülükleri anlatmayın. Onlara kötüleri öek olarak da tanıtmayın. Bu dünyada \"güvenilir, itimat edilir\" insanlar kalmadı gibi bahisler açmayın.


11) Anne babalar, çocuklarının birtakım hareketlerini hoşgörü ile karşılamahdır. Çocuğa çok sert davranış zarar getirir. Çok hoşgörü de şımartabilir. Ama ölçülü hoşgörü ve ölçülü disiplin lin mutlaka dengeyi kuracaktır. Ana baba bu ince çizgiye dikkat etmeli ve dozunu iyi ayarlamalıdır.


12) Çocukların yanlışları ve hataları özellikle onlara yumuşak yaklaşılarak ve gönülleri alınarak düzeltilebilir. Aksine bağırıp çağırma ve sertçe davranışlarda bulunma problemi çözmez, daha da ağırlaştırır.


13) Hoşgörülen çocuk hâl ve hareketlerinde belli ölçülerde bir rahatlık ve serbestlik sergileyecektir. Bu şekilde çocuk davranışlarını açıkta yapacak ve bir şeyi gizleme ihtiyacı hissetmeyecektir.


14) Ailelerde bireylerin esnekliği ve birbirlerini anlayış ve hoşgörü ile karşılamaları o ailedeki çocukların sevimli, cesaretli ve metanetli olmalarını sağlamaya yarayacaktır.


15) Çocuğun oyun isteğinde, ders çalışmaya bakış açısında, eğlenceye yönelişinde, çevresini seçişinde, arkadaş ve dostluk edinişinde de yine ana baba \"hoşgörü\"yü sırlı ve sihirli bir kaynak olarak kullanmalıdır.


16) Aileler çocuklarıyla ne kadar ilgilenir ve onların sorunlarına ciddî bir şekilde yaklaşıp çözüm üretebilirse, onlara emin bir gelecek, istikrarlı ve huzurlu bir dünya bırakmış olacaklardır. Bu şekilde çocuklar dünü dinleyecek ve bugünün yükünü omuzlayarak yarınlara uzanacaklardır.


17) Aile büyükleri çocuklarını \"içe dönük, içine kapanık\" ve sosyal münasebetlerden alıkoyacak bir şekilde sıkıştırmamalı-dırlar. Bu mevzuda da yine hoşgörünün sihirli metotlarına başvurmalıdırlar.


18) Aileler çocuğun isteklerini dinlemeli. Çocuğun ihtiyaçları nelerdir, bilinmelidir. Çocuk iyi dinlenir ve iyi anlaşılırsa, emin olun, o çocuğa hoşgörü ile yaklaşmak sanıldığı kadar zor olmayacaktır.


19) Bir eğitimciye, bir idareciye, bir öğretmene ait ne kadar zel ve düzgün meziyet varsa bunların tamamı anne ve babada da bulunmalıdır. Yoksa \"insan idare etme sanatı\"na ait bilgilerden, \"insanı anlama\" yeteneğinden, \"insanı olgunlaştırma\" bilincinden yoksun ana babalar ne hoşgörü ne de müsamaha ile hareket edebilirler. Her zaman mağlûp olmanın acısını çekerler.


20) Hoş görülmeyen çocuk ileriki yıllarda evhamlı, telâşlı, korkak, pısırık, çekingen, içine kapanık, istenilmeyen vasıfları üzerinde bulundurabilen özellikte olacaktır. Buna meydan verilmemelidir. (Yüter, 1999:191)



21) Yanlışlığa neden olan hareketler ancak bilgi ile düzeltilebilir. Bilgi insanı yanlış davranışlardan alıkoyduğu gibi sağlam bir karakter de kazandırır.



Çocuk eğitiminde, anlayışın, esnekliğin, sabrın, özet olarak hoşgörünün, insan ruhuna ve karakterine kazandıracağı en önemli meziyet, hoşgörüdür. Yani hoşgörünün meyvesi, yine hoşgörüdür. Hoşgörü kazanmış bir insan hayatta çok önemli basanlara hazır bir insan demektir.

 

                                     

                                              ANIL SARAÇ 
   ÇOCUK, ERGEN VE EVLİLİK TERAPİSTİ & CİNSEL TERAPİST

 

                                            PSİKOAKADEMİ 

    PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK - REFLEKSOLOJİ VE TEST MERKEZİ

 


ANKARA - YILDIZ / ÇANKAYA


Turan Güneş Bulvarı 660 Sk. No: 4/1
Tel: 0(312) 491 04 44
Gsm: 0531 303 01 00 - 0532 232 84 82

 

 

www.anilsarac.com www.idealcocukakademisi.com

\"\"

 


Ana Sayfa | Hakkımda | Hizmetlerim | Makalelerim | Basın | Uzmana Sorun | İletişim

Tüm Hakları Saklıdır © ANIL SARAÇ - Çocuk, Ergen, Evlilik & Cinsel Danışman , 2017

www.anilsarac.com

Designed by Invest Grup